İştahıma kansam dünyayı yutmaya hazırlanıyorum sanabilirim...
27.06.2011
26.06.2011
başlık sence ne olmalı?
milyonlarca toplu iğnenin, içinde olduğunu hissettin mi sen hiç? arada da olsa hissetmişsindir. peki n'yapacaksın. nasıl olacakta o iğnelerin vücuduna batmasını engelleyeceksin. ya da en az hasar ile oradan kurtulacaksın. evet evet. kurtulmak. sıyrılarak, sana batmasını engellemeye çalışarak, hoplamadan, zıplamadan. bir şekilde kurtulmak. az bir kan ile. belki dirseğini çizdirerek, belki başka bir yer... hani küçükken her çalının içine saklambaç oynarken girersin ya. sonra sobelenirsen. farkına bile varamassın halbuki ebenin yanına kadar geldiğini ve etrafında ki insanlara seni gördüğünü belli eden kaş göz işaretleri yaptığını. son anda adına bağıra bağıra söyler ya. sen de fırlarsın çalıların arasından ondan önce sobelemek için. ebeyi... ama dikkat etmememişsindir can havliyle çıkmış olduğun çalıların arasından çıkarken fiziksel temaslara. işte o sırada çizilir dirseğin, dizin,kaşın, gözün, götün, başın vb... peki bu şekilde ufacık sonradan sıcak suya değdiğinde yakacak, arada da elinle kaşındığını düşündüğün çiziği kaşırken hissettirecek derecede hafif bir acı. ama tatlı bir acı. kaşınıyorsa zaten iyileşiyordur aman be dedirten bir kaşıntı yani. akabinde o tatlı acı. çıkarsın bir şekilde. kanlar içinde de kalsan, çizikler içinde de. çıkarsın. ve sonra yeniden girersin merak etme. hadi ama hayır deme bal gibi de girersin. insan oğluyuz biz kimse kimseyi kandırmasın şimdi. ne yani şimdi sen denize girdin ve yüzebileceğin boyutlara kadar suyun yükselmesini sağlamak adına suyun içinde ilerlerken, hiç beklemediğin bir anda , ayağına deniz kestanesi batsa. ve tatilin diğelim ki iki hafta olsa ve üçüncü günde ayağın düzelse, sen bir daha o denize girmeyecekmisin. farklı sahil, farklı koy,farklı deniz. aynı deniz, aynı sahil, aynı koy... kandırmaca yok, kesinlikle gireceksin.
merak etme diyorum kendime her defasında. o iğneler tek tek temizlenir, o çizikler tek tek, kaşıyarak yarayı deşsen de düzelir, kapanır gider.
mantıklı düşünen bir insanın mantığı, duygusal düşünen bir insanın kalbi her daim toparlar iğne dolu bir dünyanın içinde çizilerek yaşasa bile vücudumuz.
Başlık sence ne olmalı?
merak etme diyorum kendime her defasında. o iğneler tek tek temizlenir, o çizikler tek tek, kaşıyarak yarayı deşsen de düzelir, kapanır gider.
mantıklı düşünen bir insanın mantığı, duygusal düşünen bir insanın kalbi her daim toparlar iğne dolu bir dünyanın içinde çizilerek yaşasa bile vücudumuz.
Başlık sence ne olmalı?
17.06.2011
Film, Replik, Sahne
Bundan sonra, ayda bir kere, belki hafta da bir, günde bir-bu imkansız o kadar sıklıkla film izleyebildiğimi sanmıyorum- izlediğim filmler ile ilgili ilginç, keyifli olabileceğime inandığım replikler ile burada tartışma yaratırcasına yazacağım arkadaş:)
Kaybedenler kulübü ile başladım bakalım. unutmazsam, unutturmazsan. en azından ayda bir kere yazıcam.
Madem mevsimlerde kayma oldu, madem artık yazı yaşamak için ağustos belki de eylülü beklemek zorundayız- bence ve bana katılan seninde düşündüğün gibi- aa ka pe yüzünden artık hem türkiyenin hemde bizim dengemizde bir sapma var.evet evet mevsimlerde ki kayma kesinlikle aa ka pe yüzünden...
Bu arada, kaybenler kulübü film müziklerinden my woman top onda bir numara...
Kaybedenler kulübü ile başladım bakalım. unutmazsam, unutturmazsan. en azından ayda bir kere yazıcam.
Madem mevsimlerde kayma oldu, madem artık yazı yaşamak için ağustos belki de eylülü beklemek zorundayız- bence ve bana katılan seninde düşündüğün gibi- aa ka pe yüzünden artık hem türkiyenin hemde bizim dengemizde bir sapma var.evet evet mevsimlerde ki kayma kesinlikle aa ka pe yüzünden...
Bu arada, kaybenler kulübü film müziklerinden my woman top onda bir numara...
Kaybedenler Kulübü
Allah standartlardan ayırmasın...
-hiç birisinin sana sahip olduğunu düşündüğün oluyor mu ya da bir şeyin?
-evet, evet farkettim bunu. her farkettiğimde de gitmek istedim. bazı insanlar aile kurmaya önem verirler, yani buna değer verirler, bazıları ise başka bir takım şeylere verirler. bunlara değer verirken niye değer verdiğini düşünmez birey, toplumun içinde erimiş olan birey. koleje girmeyi bir değer olarak saydığı için artık o kişiliğini yok sayma halidir. koleje girmek için yarışır, üniversiteye girmek için yarışır.iyi bir işe girmek için yarışır, güzel bir kadınla evlenmek için yarışır. devamlı bir yarış ve kazanma zorunluluğu.
-aslında kazanmak ne dir ki? en büyük zaferi kazandığında bir antonyus olduğunu düşün... Parise geldiğini ve bir takın altında olduğunu, ve bütün insanların senin altında olduğunu, gücün en üstünde olduğunu, yalnız kaldığın o an da ne oldu be şimdi ne olacak diyorsan... kaybedensin sen. kaybetmişsin, yani o an da en büyük zaferin içinde kaybetmişsin.
-peki bunun farkında olmak, yaşlı bir kızılderilin dediği gibi:hayatın bize sunamadıklarını mı sunar yoksa, bir radyo dinleyicisinin dediği gibi sanat, diğer tüm şeyler gibi seks için midir?
yaşlı bir kızılderili ne kadar yanılabilir?
-bazen yanılabilir.
-bazen susar.
-bazen konuşmak ister.
-bazen dinlemek ister.
-bazen yalnız kalmak ister.
-bazen arkadaş ister.
-bazen gitmek ister.
-gider bazen
-bazen gidemez
-bazen hiç gidememekten korkar.
-bazıları sonsuz neşeye dolar.
-bazıları sonsuz geceye...
-bazen ölür
-bazen ölemezsin
-bazen bütün koşullar uygunken bile ölemezsin
-bazen kendinden uzaklaşmak ister insan
-bazeen gidersin, sırf dönebilmek için.
-bazen ağlarsın bayağı
-bezen ağlayamıyorsun bayağı bayağı, bazen içiyorsun, bazen sen zaten içmeye gidiyorsun, bazen acıbademden bir taksiye biniyorsun kadıköye gidiyorsun, bazen yüzüne bile bakmıyor
-bazen bir kadın geliyo oturuyo karşına ve ağlıyor
-kadınlar hep ağlıyo
-bazen bir kadın sana en çok korktuğum şey bir kadının göz yaşıdır diyor, kendi adına. eğer çok sevdiysen diyor, yani çok sevdiysen, oysa bilmiyor ki sevmekte bir ana ait.
-herşeyin başı su
-felsefeninde...
-alo, iyigeceler
-merhaba sayın dinleyen sizinle daha önce yatmış mıydık?
-anlamadım
-teknik olarak kadın mısınız?
-evet,biyolojik olarakta tabi
-ilk açılışınız ne zaman yapıldı?
-ne açılışı?
-açılış, açılış yani ilk pompa, la pompa,bil pomponi, le pompier?
-daha yapılmadı
-aaa o zaman sizinle bir kaç yıl sonra konuşucaz.
-neden?
-çünkü, bu akşam yirminci yüzyılın en popüler pozisyonlarını oylayacağız...
Kaybedenler Kulübü filminden bir replik...
İzlenmedi ise, merak edilmediyse...
İzlenmeli derim ben. eğlenceli bir film. Bence, son zamanların en iyi filmleri arasında ilk onda...
Keyifli seyirler:)
-hiç birisinin sana sahip olduğunu düşündüğün oluyor mu ya da bir şeyin?
-evet, evet farkettim bunu. her farkettiğimde de gitmek istedim. bazı insanlar aile kurmaya önem verirler, yani buna değer verirler, bazıları ise başka bir takım şeylere verirler. bunlara değer verirken niye değer verdiğini düşünmez birey, toplumun içinde erimiş olan birey. koleje girmeyi bir değer olarak saydığı için artık o kişiliğini yok sayma halidir. koleje girmek için yarışır, üniversiteye girmek için yarışır.iyi bir işe girmek için yarışır, güzel bir kadınla evlenmek için yarışır. devamlı bir yarış ve kazanma zorunluluğu.
-aslında kazanmak ne dir ki? en büyük zaferi kazandığında bir antonyus olduğunu düşün... Parise geldiğini ve bir takın altında olduğunu, ve bütün insanların senin altında olduğunu, gücün en üstünde olduğunu, yalnız kaldığın o an da ne oldu be şimdi ne olacak diyorsan... kaybedensin sen. kaybetmişsin, yani o an da en büyük zaferin içinde kaybetmişsin.
-peki bunun farkında olmak, yaşlı bir kızılderilin dediği gibi:hayatın bize sunamadıklarını mı sunar yoksa, bir radyo dinleyicisinin dediği gibi sanat, diğer tüm şeyler gibi seks için midir?
yaşlı bir kızılderili ne kadar yanılabilir?
-bazen yanılabilir.
-bazen susar.
-bazen konuşmak ister.
-bazen dinlemek ister.
-bazen yalnız kalmak ister.
-bazen arkadaş ister.
-bazen gitmek ister.
-gider bazen
-bazen gidemez
-bazen hiç gidememekten korkar.
-bazıları sonsuz neşeye dolar.
-bazıları sonsuz geceye...
-bazen ölür
-bazen ölemezsin
-bazen bütün koşullar uygunken bile ölemezsin
-bazen kendinden uzaklaşmak ister insan
-bazeen gidersin, sırf dönebilmek için.
-bazen ağlarsın bayağı
-bezen ağlayamıyorsun bayağı bayağı, bazen içiyorsun, bazen sen zaten içmeye gidiyorsun, bazen acıbademden bir taksiye biniyorsun kadıköye gidiyorsun, bazen yüzüne bile bakmıyor
-bazen bir kadın geliyo oturuyo karşına ve ağlıyor
-kadınlar hep ağlıyo
-bazen bir kadın sana en çok korktuğum şey bir kadının göz yaşıdır diyor, kendi adına. eğer çok sevdiysen diyor, yani çok sevdiysen, oysa bilmiyor ki sevmekte bir ana ait.
-herşeyin başı su
-felsefeninde...
-alo, iyigeceler
-merhaba sayın dinleyen sizinle daha önce yatmış mıydık?
-anlamadım
-teknik olarak kadın mısınız?
-evet,biyolojik olarakta tabi
-ilk açılışınız ne zaman yapıldı?
-ne açılışı?
-açılış, açılış yani ilk pompa, la pompa,bil pomponi, le pompier?
-daha yapılmadı
-aaa o zaman sizinle bir kaç yıl sonra konuşucaz.
-neden?
-çünkü, bu akşam yirminci yüzyılın en popüler pozisyonlarını oylayacağız...
Kaybedenler Kulübü filminden bir replik...
İzlenmedi ise, merak edilmediyse...
İzlenmeli derim ben. eğlenceli bir film. Bence, son zamanların en iyi filmleri arasında ilk onda...
Keyifli seyirler:)
14.06.2011
Kadın Dediğin
Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş.
Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta.
Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak.
Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak.
Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini.
Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.
Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin.
Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük.
Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak.
En seksi leydi olmayı da bilecek,hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de.
Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küfretmeyecek,
Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.
Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek.
Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her
tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak.
Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak…
Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürlerle yemeklerle işi olmayacak.
Şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz.
Salatasız oturmayacak yemeğe.
Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri yahut pahalı parfümlerin
sindiği, boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin.
Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş.
Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.
Kadın dediğin güzel olacak…
Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da…
Paranın güzelliğini bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.
Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek.
Namussuzluğunu , ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,başka sevgili edinmeyecek.
Sarışın, renkli gözlü uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya…
Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak.
Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha.
Ağzı sıkı olacak kadın dediğin.
Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak…
Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından,dırdırcılardan,
unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan,
raf süslerinden,tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak.
Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak.
Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.
En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir.
Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa…
Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle.
Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de…
Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek.
Parayla pulla, kariyerle,kimin ne dediğiyle ,sınırlamayacak.
Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla…
Bileceksin ki evde ‘O’ kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana…
Öyle bir kadın işte…
Nerede oyle kadın yoktur deme…
Sende adam olacaksın seçmesini bileceksin!
CAN YÜCEL....
Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta.
Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak.
Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak.
Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini.
Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.
Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin.
Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük.
Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak.
En seksi leydi olmayı da bilecek,hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de.
Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küfretmeyecek,
Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.
Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek.
Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her
tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak.
Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak…
Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürlerle yemeklerle işi olmayacak.
Şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz.
Salatasız oturmayacak yemeğe.
Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri yahut pahalı parfümlerin
sindiği, boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin.
Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş.
Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.
Kadın dediğin güzel olacak…
Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da…
Paranın güzelliğini bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.
Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek.
Namussuzluğunu , ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,başka sevgili edinmeyecek.
Sarışın, renkli gözlü uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya…
Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak.
Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha.
Ağzı sıkı olacak kadın dediğin.
Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak…
Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından,dırdırcılardan,
unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan,
raf süslerinden,tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak.
Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak.
Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.
En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir.
Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa…
Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle.
Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de…
Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek.
Parayla pulla, kariyerle,kimin ne dediğiyle ,sınırlamayacak.
Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla…
Bileceksin ki evde ‘O’ kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana…
Öyle bir kadın işte…
Nerede oyle kadın yoktur deme…
Sende adam olacaksın seçmesini bileceksin!
CAN YÜCEL....
11.06.2011
Artık
Kafamın içinde filler dans ediyormuş gibi hissetmeye başlayalı pek de uzun zaman olmadı aslında. Hiç bir zaman bitmeyecek olan bir yol çalışmasında hilti kullanıyormuş gibi hissediyorum artık. Attığım adımlar başarısızmış gibi hayata, ve yapmaya çalıştığım anlamlı bir o kadar da anlamsızmış gibi. Yorucu yaşam tarzları, uğrak olmayan ama yine de iflas etmeye ramak kalmış yol üstünde ki bir restoran gibi kapatmamaya direniyorum dükkanımı. Bana bakan siyah kedi, çoğu zaman yakmaya üşendiğim tabure üstü lamba, kapı arkasında her zaman yeri orasıymış gibi asılı bir kaç kirli gömlek, bitmeyen bulaşıklar sırdaş olmuş farkına varmadan yalnızlığa. Çoğu zaman bir kaç soğuk içecek rahatlatır oldu reflü denen ve çoğunlukla stres ile nüks eden tatlı yakmayı. Büyük bir sessizlik ile uyanır, su sesiyle ayılır oldum, güneşin yüzüme vurduğu ısı ile değil. Olsun demeler büyük bir parçanın tamamlanan ufak ayrıntıları oldu. Yorucu oldu hatta o ayrıntıları kabullenmeye çalışmak, sıkıcı ve itici...
Yazmak ile rahatlatır oldum, okumak ile. Görmek daha bir karmaşık hale getirdi, dışarıda ki koşuşturmaya dahil olmaya çalışmak cabası. Zaten artık dahil olmak istemez oldum. Bıraktım, istemekten de bıraktım.
Duymak ki zaten zor olan sanırım duymak. Katlanılası olan şeyleri duymak da artık çileden çıkarır oldu. Duymak istemez oluyorsun çoğu zaman. Konuşurlarken dinlemek istemezsin ya, anlamsız gelir ya, sıkar ya... Onun gibi aynı.
Zamanı geldi dersin ya... zamanı geldi.
Yazmak ile rahatlatır oldum, okumak ile. Görmek daha bir karmaşık hale getirdi, dışarıda ki koşuşturmaya dahil olmaya çalışmak cabası. Zaten artık dahil olmak istemez oldum. Bıraktım, istemekten de bıraktım.
Duymak ki zaten zor olan sanırım duymak. Katlanılası olan şeyleri duymak da artık çileden çıkarır oldu. Duymak istemez oluyorsun çoğu zaman. Konuşurlarken dinlemek istemezsin ya, anlamsız gelir ya, sıkar ya... Onun gibi aynı.
Zamanı geldi dersin ya... zamanı geldi.
Çok Saçma Ama Düşün
Suyun içinde koşturmak gibi istediğin yaşama varmak sanırım. Çok uzun bir kavak ağacı düşün, ucunda da almak istediğin bir yaprak var. Ama o kadar uzun ki, dünyanın en uzun ağaçları olan sekoya ağacının nereden bakarsan bak en az 3-5 katı daha uzun bir kavak ağacı düşün. Yani 115.5 metre olan sekoya ağacının en az 3-5 katı kaç ise işte o kadar uzun bir kavak ağacı düşün.
Bu uzunlukta ki bir ağacın en üstünde ki bir yaprağa hayatın pahasına ihtiyacın olduğunu düşün şimdi. Bu kadar da değil. Bu yaprağı alman gerekmekte.
Evet senin alman gerekmekte işe yarayabilmesi için. Biliyorum çok saçma ama düşün, sadece ve sadece sen o yaprağı o ağaca tırmanarak alabilirsen o yaprak işe yarayacak.
Traji komik olan ise; senin yükseklik korkunun olması.
Ne sanıyordun ki dağcı falan mı olduğunu. Bu hayatta zor olmayan birşeylerin olduğunu... Güzel sonlanıcak şeylerin basit yollardan geçtiğini mi?
Ne sanıyordun..!
Hayatın basit temel kurallar üzerine kurulduğunu mu?
Nefes alırken vücüdumuzda ki trakeden başka hiçbir organının bir işe yaramadığını mı?
Ne yani sadece akçiğerlere inen havanın tek başına bir anlam ifade ettiğini mi?
Ya...
Basit gibi görüneni, zor olduğunu bildiğin her şeyin, yok yok basit olduğunu mu?
Yıldırım çarpmasıyla karşılaşınca keşiş olmak isteyebileceğini falan sanıyorsan, öyle bir dünya da yaşamıyorsun...
İnanmıyor musun?
İnanmıyorsun diye kimse-milattan önce, sonra- seni heretik ilan etmiyecek biliyor musun?
Bu uzunlukta ki bir ağacın en üstünde ki bir yaprağa hayatın pahasına ihtiyacın olduğunu düşün şimdi. Bu kadar da değil. Bu yaprağı alman gerekmekte.
Evet senin alman gerekmekte işe yarayabilmesi için. Biliyorum çok saçma ama düşün, sadece ve sadece sen o yaprağı o ağaca tırmanarak alabilirsen o yaprak işe yarayacak.
Traji komik olan ise; senin yükseklik korkunun olması.
Ne sanıyordun ki dağcı falan mı olduğunu. Bu hayatta zor olmayan birşeylerin olduğunu... Güzel sonlanıcak şeylerin basit yollardan geçtiğini mi?
Ne sanıyordun..!
Hayatın basit temel kurallar üzerine kurulduğunu mu?
Nefes alırken vücüdumuzda ki trakeden başka hiçbir organının bir işe yaramadığını mı?
Ne yani sadece akçiğerlere inen havanın tek başına bir anlam ifade ettiğini mi?
Ya...
Basit gibi görüneni, zor olduğunu bildiğin her şeyin, yok yok basit olduğunu mu?
Yıldırım çarpmasıyla karşılaşınca keşiş olmak isteyebileceğini falan sanıyorsan, öyle bir dünya da yaşamıyorsun...
İnanmıyor musun?
İnanmıyorsun diye kimse-milattan önce, sonra- seni heretik ilan etmiyecek biliyor musun?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)